Beşparmak Düşünce Grubu adına açıklama yapan eski başmüzakereci Ergün Olgun, Avrupa Komisyonu’nun Komisyon Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’yu “Kıbrıs Özel Temsilcisi” olarak görevlendirmesine ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Olgun, görevlendirmenin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin girişimleriyle ve Kıbrıs Türk tarafının rızası alınmadan gerçekleştirildiğini belirterek, bunun Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusundaki taraflı yaklaşımının yeni bir göstergesi olduğunu söyledi.
Açıklamanın tamamı ise şöyle:
“Avrupa Komisyonu’nun GKRY’nin girişimleriyle tek taraflı bir şekilde Komisyon Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto’yu sözde “Kıbrıs Özel Temsilcisi” olarak ataması ve olası bir müzakere sürecine müdahil kılmaya çalışması kabul edilemez. Kıbrıs Türk halkının rızası olmaksızın ve Kıbrıs Türk tarafı yok sayılarak atılan bu adım, AB’nin Kıbrıs konusundaki taraflı tutumunun yeni bir tezahürüdür.
Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesindeki konumu, yalnızca siyasi bir tarafgirlik sorunu değil, aynı zamanda 1960 antlaşmalarının lafsı ve ruhu ile AB üyelik kriterlerine aykırılık meselesidir. GKRY, 1960 antlaşmaları hilafına Yunanistan’ın üye olduğu, Türkiye’nin ise üye bulunmadığı AB’ne 2004 yılında BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı reddetmiş olmasına ve Kıbrıs Türk halkının rızası olmaksızın, tüm Ada adına kabul edilmiştir. Bu gayrı meşru adımla adada iki taraf arasında eşitlik zemininde titizlikle kurulan denge yanında 1960 antlaşmalar sisteminin dayandığı Türkiye–Yunanistan dengesi daha da bozulmuştur.
Dahası, 2004’te çözümü reddeden tarafın üyelikle ödüllendirilmesi, çözümü onaylayan tarafın ise tecride mahkûm edilmesi AB’de perde gerisindeki at pazarlıkları nedeniyle hukukun üstünlüğünün nasıl kurban edilmekte olduğunu göstermektedir. AB Konseyi’nin 26 Nisan 2004 tarihli, Kıbrıs Türk halkının izolasyonuna son verme taahhüdünün yirmi iki yıldır yerine getirilmemiş olması AB’ye güvenilemeyeceğinin kanıtıdır.
Avrupa Birliği uzmanları Profesör Nathalie Tocci ve Profesör Thomas Diez 2010 yılında ‘The Cyprus Review’ dergisinde yayımlanan “Kıbrıs Çatışması ve Avrupa Birliği’nin Belirsiz Etkileri” başlıklı makalelerinde “Yunan Kıbrıs’ın AB arenasını Türkiye üzerinde stratejik kaldıraç kazanmak ve eski çatışma pozisyonlarını Avrupa terminolojisiyle yeniden ifade etmek için kullanma girişimleri büyük ölçüde başarılı olmuştur. Bugüne kadar bu durum, AB’nin Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’ye yönelik politikalarının ‘Kıbrıslaşmasına’ yol açmıştır” tespitini yapmışlardır. Bu gerçek bugün daha da derinleşerek devam etmektedir.
AB Kıbrıs Rum tarafının gayrı meşru üyelik müracaatını ele alırken bunu Kıbrıs sorunun çözümü ile ilişkilendirmeyi reddetmiş ve bugünkü çıkmazı yaratmıştır. Bugün Türkiye’nin AB ilişkilerinin Kıbrıs sorunu ile ilişkilendirilmesi AB tarafından uygulanan kabul edilemez çifte standardın sadece bir örneğidir ve gerek Kıbrıs sorununun tarafların özden gelen eşitlikleri zemininde sonuçlandırılmasını gerekse Türkiye’nin AB ilişkilerini olumsuz etkilemektedir.
Kıbrıs sorunun adaletin ve eşitliğin gereği tarafların özden gelen egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri zemininde çözülecek şekilde Türkiye’nin AB ilişkilerinden bağının koparılması Rum tarafının AB üzerindeki yıkıcı ve taraflı etkisini azaltacaktır. Bu da AB’nin Kıbrıs meselesine ve Türkiye ile ilişkilerine yaklaşımında daha dengeli, adil ve ileriye dönük bir duruş sergilemesine olanak tanıyacak; daha kapsayıcı ve kucaklayıcı bir yaklaşım, çok ihtiyaç duyulan karşılıklı faydayı sağlayacaktır.
Dileğimiz değişmekte olan şartlar ışığında AB’nin Türkiye ilişkilerinde Kıbrıs ihtilafına olan bağı uygun şekilde bir kenara park etmesi; Avrupa Komisyonu tarafından yeni atanan yetkilinin Kıbrıs ihtilafının sonlandırılması için Ada’daki gerçekler temelinde, mevcut iki Devletin egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri zemininde kurumsal iş birliğini hedefleyen bir vizyonla neticelenmesi yönünde çaba sarf etmesidir.
Her halükârda, yukarıdaki nedenlerle, Beşparmak Düşünce Grubu olası bir görüşme sürecinde AB’nin ne görevlendirilen kişi ne de başka bir şekilde yer almasının sakıncalı olacağını değerlendirmektedir. “



