Arkeoloji ve teknoloji dünyası, antik tarihin kapılarını aralayan büyük bir başarıya imza attı. Milattan sonra 79 yılında Vezüv Yanardağı’nın patlamasıyla lav ve küller altında kalan Herculaneum kentindeki lüks bir Roma villasından çıkarılan parşömen, yapay zeka yardımıyla incelendi.
Bilim insanları, aşırı ısı ve jeolojik süreçler nedeniyle kömürleşen ve dokunulduğu anda dağılma riski taşıyan hassas metni fiziksel olarak açmak yerine, yüksek çözünürlüklü X-ışını görüntüleri ve gelişmiş algoritmalar kullandı.
Bu yöntemle, tamamen kararmış olan rulonun iç katmanlarındaki gizli mürekkep izleri tespit edilerek bir metreden uzun bir alana yayılan 20 sütunluk antik metin gün yüzüne çıkarıldı.
Stoacı filozofun kayıp eseri olabilir
“PHerc 1667” olarak adlandırılan ve milattan önce ikinci veya üçüncü yüzyıla tarihlendirilen bu parşömen, Herculaneum kütüphanesindeki en eski belgelerden biri olma özelliğini taşıyor.
Napoli II. Federico Üniversitesinden papirolog Dr. Federica Nicolardi ve ekibinin yaptığı ilk analizler, metnin içerik ve üslup olarak Stoacı felsefeye ait önemli bir risale olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, eserin Stoacı okulun üçüncü lideri olan ünlü Yunan filozof Hrisippos tarafından kaleme alınmış olabileceğini tahmin ediyor. Metinde filozofun yeğeni ve öğrencisi Aristocreon’a yapılan atıflar da bu güçlü ihtimali destekliyor.
Söz konusu antik metin; ahlak, sanat, insan davranışı ve Stoacı felsefenin temel kavramlarını ele alıyor.
Yapay zeka sayesinde çözülen bölümlerde, insanın rasyonel dürtüleri ile mantık çerçevesinde hareket etmesinin önemi anlatılırken, mantıktan uzaklaşmanın yıkıcı tutkulara ve insanın kendi doğasından sapmasına yol açacağı uyarısı yapılıyor.
“Ölü kitaplar yeniden konuşuyor”
Bu küresel başarı, 2023 yılında başlatılan ve küresel yazılımcılar ile yapay zeka uzmanlarını bir araya getiren “Vesuvius Challenge” (Vezüv Yarışması) kapsamında elde edildi. Kentucky Üniversitesinden bilgisayar bilimci Prof. Brent Seales tarafından temelleri atılan projede, yapay zeka algoritmalarına X-ışını taramalarında papirüs lifleri ile mürekkep arasındaki çok küçük doku farklarını ayırt etme yeteneği kazandırıldı.
Elde edilen sonuçların ardından bir açıklama yapan Dr. Nicolardi, bu açılmamış parşömenlerin dışarıdan bakıldığında ölü kitaplar gibi göründüğünü ancak yapay zeka sayesinde artık yeniden konuşmaya başladıklarını ifade etti.
Projenin mimarı Prof. Seales ise teknik zorlukların büyük ölçüde aşıldığını ve artık asıl heyecan verici aşamaya, yani bu metinlerin derin felsefi anlamlarını dünyaca ünlü akademisyenlerle birlikte çözme sürecine geçtiklerini belirtti.



